Bu türkünün yürek burkan sözleri, 2007 yılında meydana gelen feci bir trafik kazasında kızı Yüksel Yaşar'ı kaybeden baba Bekir Yaşar tarafından kaleme alınmıştır.
Beklenmedik Bir Karar ve Son Buluşma
Yüksel Yaşar, özel bir hastanede idari müdür olarak görev yaptığı dönemde, kızı Pınar Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanır. Başlarda kayıt işlemleri için Pınar'ı dayısının götürmesi planlanır. Ancak Yüksel Hanım, nedeni bilinmez bir içgüdüyle son anda kararını değiştirerek, "Kızımla ben gider, kaydını yaptırırız," der ve yola çıkarlar.
Kayıt işlemlerini tamamladıktan sonra, o gece saat 21:00 sularında neredeyse tüm aile üyelerini arayarak müjdeyi verirler: "Kaydı hallettik, şu an Ankara'dayız. Gece 24:00 otobüsüyle dönüyoruz." Kardeşiyle de sözleşirler; Denizli'ye vardıklarında haberleşecekler, kardeşi onları garajdan alıp hep birlikte kahvaltıya gideceklerdir. Tüm planlar, mutlu bir dönüş üzerine kurulmuştur.
Gece Yarısı Gelen Acı Haber
Ne var ki hayatın planları başkadır. Saatler 01:22'yi gösterdiğinde acı haber tez gelir: Anne ve kızın bulunduğu otobüs, Sivrihisar mevkiinde önünde seyreden taş yüklü bir kamyona arkadan çarpmıştır. Henüz birkaç saat önce sesiyle evi şenlendiren Yüksel Hanım, bu dünyadan ayrılmıştır.
Cebinden Çıkan Emanet
Yıllar sonra, 2 Nisan 2022 tarihinde (Ramazan ayının ilk günü, iftardan hemen sonra) baba Bekir Yaşar hayatını kaybeder. Vefatının ardından ceketinin cebinde, küçük kağıtlara titizlikle not edilmiş dizeler bulunur. Bu dizeler, evladının acısını yıllarca yüreğinde bir köz gibi taşıyan babanın feryadıdır.
Babasının cebinden çıkan bu emaneti gören oğlu, ablasının dinmeyen acısıyla bağlamasını eline alır; o kağıttaki sözler, bağlamanın tellerinden dökülen hüzünlü nağmelerle birleşerek bu türküyü ölümsüzleştirir.